Anne
Şimdi hatırladım da küçükken taşa oturursak karnımız ağrır, belimiz açıkta uyursak çocuğumuz olmaz, ayağımız çıplak gezerdsek cırcır olur, bağrımız açıkta dolaşırsak hasta olurduk... Bu öğretileri bir Jedi ustalığıyla terliğini kullanabilen ve gerçekten telekinetik özelliğiyle maddeleri hareket ettiremese de bizi misafirlikte istediği şekile sokabilen annelerimizden öğrendik. Yıllar geçtikçe bu öğretilerden uzaklaştık, istemesek te eskiden olan kahramansı bağlılığımızı yitirdik o kadına, özümüzü bize kazandıranı biz görmezden gelmeye başladık... olmadı... Çoğu zaman bu ihmalkarlığım için kendime kızsamda, aradaki mesafelerin aslında hiçbirşey anlam ifade etmeden kendimi, annemin dizinde bulabileceğimin güveni, beni uzaklara öteledi farkında olmadan. Elimde olanın kıymeti kıymetten sayılmadığından benliğimdeki anne kavramı da uzaklaştı benden. Özlüyorum, ama özlemi eyleme geçirmiyorum. Asıl olanı ikincil planda bekletiyorum her zamanki gibi. Zaman geçiyor. Kendi yüzümden okuyabiliyorum ne kadar zaman geçtiğini ve artık o ben değilim ben sanki. Artık ötelemeye, önemli olanı cebimde saklamaya vaktim yok. Biraz çaba ve tutarlılıkla kalbimdeki tozlanmış değerlerin tozunu güzelce alıp gözümün önündeki vitrinde titizlikle sergilemenin vaktidir. Boşa harcayacak değerlerim ve vakitlerim çoktan tükendi...
Yol-cu-luk
Şu an nerede olduğundan ziyade yarın nerede olacağını düşünen kesimdeydim hep... Carpe-diem dedim ama beceremedim. Yaşımı orta seviyeye getirdim ama içimdeki "ben" eksikliğini de kendimle büyüttüm hep. Şimdi zamansızca, amansız bir yerlerde kendi sınırlarımı zorlamakta, yeteneklerimi yoklamakta ve geleceğimi sorgulamaktayım. Bu aralar edebi hayatın edepsizliğini tadmakta, yarının ne olacağını Carpe diem'e sığınarak göz ardı etmekteyim. Bu durum beni bunaltmakta ve yer yer parçalı depresyonlara soksa da benim standart hayat grafiğimin inişli çıkışlı yolunda taban yaşadığımın da farkındayım. Sadece bu durum için zamandan başka bir kurtuluş yolunun olmaması ayrı bir sekmede keyfimi kaçırıyor.
Hayatımın mevcut döneminde, yabancı bir şehirde, sevenlerimden, sevdiklerimden, kendi rutinimden ve bir parça da sorumluluklarımdan kaçıp kendimi geliştirme, "vizyonumu" genişletme, yeni yerler ve farklı insanlar tanıma adına edindiğim misyonda yepyeni topraklardayım 4 aydır... Ne oldu ne bittiyse bana bişeyler kattı ancak bi o kadar götürdü de. Hayat tecrübeler silsilesidir diyerek optimist yanımı besledim bu gibi durumlarda. Ancak gerçekler sırra kadem basamıyor ki. Biliyorum ki görüşüm daha da bulanıklaştı. Karanlık sularda sessizce bir fırtınaya ilerliyormuşum gibi hissediyorum bazen. Yarınımı tahmin edemez hale geliyorum yavaş yavaş. Ve bu durum beni ürkütüyor. Kendimi hep kaçırdığım seneryoları düşünürken buluyorum sefilce. Evet, kendi çirkin yüzümü sergiliyorum yine yanlız kendimin seyircisi olduğum tiyatromda. Bu durum düzelecek elbet, güleceğim tekrar döneceğim ait olduğum yola. Ancak emin olduğum iki şey var ki o da bu yola ait olup olmadığımı sorgulamayı bırakmayacak olmam ve benim hikayemde hiçbir zaman mutlu son olmayacağını bilmemdir..
Hayatımın mevcut döneminde, yabancı bir şehirde, sevenlerimden, sevdiklerimden, kendi rutinimden ve bir parça da sorumluluklarımdan kaçıp kendimi geliştirme, "vizyonumu" genişletme, yeni yerler ve farklı insanlar tanıma adına edindiğim misyonda yepyeni topraklardayım 4 aydır... Ne oldu ne bittiyse bana bişeyler kattı ancak bi o kadar götürdü de. Hayat tecrübeler silsilesidir diyerek optimist yanımı besledim bu gibi durumlarda. Ancak gerçekler sırra kadem basamıyor ki. Biliyorum ki görüşüm daha da bulanıklaştı. Karanlık sularda sessizce bir fırtınaya ilerliyormuşum gibi hissediyorum bazen. Yarınımı tahmin edemez hale geliyorum yavaş yavaş. Ve bu durum beni ürkütüyor. Kendimi hep kaçırdığım seneryoları düşünürken buluyorum sefilce. Evet, kendi çirkin yüzümü sergiliyorum yine yanlız kendimin seyircisi olduğum tiyatromda. Bu durum düzelecek elbet, güleceğim tekrar döneceğim ait olduğum yola. Ancak emin olduğum iki şey var ki o da bu yola ait olup olmadığımı sorgulamayı bırakmayacak olmam ve benim hikayemde hiçbir zaman mutlu son olmayacağını bilmemdir..
Yeni blog heyecanı
Kıvamında yapılmış bir yumurtanın akında bulduğum kabuğunun bana verdiği üzüntü tadında yazılar yazmaktan ziyade bu blogta kendi edebiyatımı yarmaya çalışmakla muhattab olacak, zaman zaman derin düşüncelere dalarken kendimi kaybetmişçesine akıllara zarar yollarda bulacağım. Bu süreç içerisinde siz, her kimseniz, benim yoldan çıkışıma tanıklık edecek belki de ilk sapaktan geri döneceksiniz. Amma velakin vakamızın vuku bulmasına ramak kala ben burada kendimle kararsızca dikiliyor olacağım...
Ne gördüysem düşünmekle kalmayıp bunları paylaşıp, bana getirisini farketmeden ve size götürüsünü araştırmadan "bakalım ne olcak" basit-anlayışımla yazılarıma devam edeceğim. Yeni bir deneyim yeni bir süreç benim için. Parlağımsı fikirler, basit çıkarımlar, uykusuz geceler ve daha neler neler...
Bayanlar baylar, Hayatın tadında kaberesine hoş geldiniz!
Subscribe to:
Comments (Atom)
