Yol-cu-luk

Şu an nerede olduğundan ziyade yarın nerede olacağını düşünen kesimdeydim hep... Carpe-diem dedim ama beceremedim. Yaşımı orta seviyeye getirdim ama içimdeki "ben" eksikliğini de kendimle büyüttüm hep.  Şimdi zamansızca, amansız bir yerlerde kendi sınırlarımı zorlamakta, yeteneklerimi yoklamakta ve geleceğimi sorgulamaktayım. Bu aralar edebi hayatın edepsizliğini tadmakta, yarının ne olacağını Carpe diem'e sığınarak göz ardı etmekteyim. Bu durum beni bunaltmakta ve yer yer parçalı depresyonlara soksa da benim standart hayat grafiğimin inişli çıkışlı yolunda taban yaşadığımın da farkındayım. Sadece bu durum için zamandan başka bir kurtuluş yolunun olmaması ayrı bir sekmede keyfimi kaçırıyor.

Hayatımın mevcut döneminde, yabancı bir şehirde, sevenlerimden, sevdiklerimden, kendi rutinimden ve bir parça da sorumluluklarımdan kaçıp kendimi geliştirme, "vizyonumu" genişletme, yeni yerler ve farklı insanlar tanıma adına edindiğim misyonda yepyeni topraklardayım 4 aydır... Ne oldu ne bittiyse bana bişeyler kattı ancak bi o kadar götürdü de. Hayat tecrübeler silsilesidir diyerek optimist yanımı besledim bu gibi durumlarda. Ancak gerçekler sırra kadem basamıyor ki. Biliyorum ki görüşüm daha da bulanıklaştı. Karanlık sularda sessizce bir fırtınaya ilerliyormuşum gibi hissediyorum bazen. Yarınımı tahmin edemez hale geliyorum yavaş yavaş. Ve bu durum beni ürkütüyor. Kendimi hep kaçırdığım seneryoları düşünürken buluyorum sefilce. Evet, kendi çirkin yüzümü sergiliyorum yine yanlız kendimin seyircisi olduğum tiyatromda. Bu durum düzelecek elbet, güleceğim tekrar döneceğim ait olduğum yola. Ancak emin olduğum iki şey var ki  o da bu yola ait olup olmadığımı sorgulamayı bırakmayacak olmam ve benim hikayemde hiçbir zaman mutlu son olmayacağını bilmemdir..

No comments:

Post a Comment